Başak Kadın Sağlığı Tel:0 (312) 447 77 97   
   
 
 

Ne Zaman Doğum Yapacağım

   

 

BEBEK VE HAYAT

 

HAYATA YOLCULUK

0-4 hafta (HAYATA YOLCULUK BAŞLIYOR)

5-8 hafta (KALBİM ATIYOR)

9-12 hafta (İNSANA BENZİYORUM)

13-16 hafta (OLGUNLAŞMAYA İLK ADIM)

17-20 hafta (YOLU YARILADIM)

21-24 hafta (SİZİ DUYUYORUM)

25-28 hafta (YAŞAM SINIRINI GEÇİYORUM)

29-32 hafta (HERŞEYİN FARKINDAYIM)

33-36 hafta (HAZIRLIKLARIMI TAMAMLIYORUM)

37-40 hafta (HAYATA MERHABA)

İŞTE HAYAT :)

 

 

    

 

 

 

Bu bölümde, bebeğinizin erkek ve kadının 2 tohum hücresinin birleşmesinden bir birey olarak hayata başlamasına kadar geçen 40 haftalık süre boyunca (HAYATA YOLCULUK) 4 haftalık zaman dilimlerinde anne karnında yaşadığı değişimler anlatılacaktır.

Gebelik süresi 40 hafta (280 gün) olarak bilinir. Gerçekte ise bebeğinizin hayatla tanışmadan önce anne karnında geçirdiği süre 38 haftadır. Gebeliğin 40 hafta olarak değerlendirilmesinin nedeni başlangıç tarihi olarak son adet tarihinin ilk gününün hesaplanmasıdır. Aslında gebelik oluşumu yumurtlama döneminde yani son adet tarihinden 2 hafta sonra olur. Ama bu tarihi dökümante etmek her zaman mümkün olmadığından gebelik süresinin başlangıcı olarak son adet tarihi kullanılır. Bu nedenle, bu bölümde yaygın kullanım şekli ile kavram karmaşasına düşmemek için son adet tarihi baz alınacaktır. Buna göre başlangıç zamanı 0. gün değil döllenmenin olduğu 2. hafta olacaktır. Gebelik süresi tabii ki her zaman tam 40 hafta değildir hatta çok az bebek 280. günde yani 9 ay 10 günde doğar. Yine döllenme de her zaman tam 14. günde olmayabilir. Ancak, burada gelişimin kronolojik sürecini karmaşıklaştırmamak adına bu bilinen günler baz alınarak anlatılmıştır.

 

 

 

0-4 hafta (HAYATA YOLCULUK BAŞLIYOR)

Annenin tohum hücresi (ovum ya da yumurta) 14. günde içinde bulunduğu folikülden atılır ve Fallop tüpleri tarafından yakalanarak tüpün içine taşınır. İşte bu doğru günlerde cinsel birleşme olursa erkeğin tohum hücresi yani sperm ile tüp içinde karşılaşır ve döllenme olur. Spermin genetik materyali ovumun içine aktarılır ve 2 ayrı hücrenin birleşimi olan tek yavru hücre (zigot) oluşur. 

İşte hayatın başlangıcı..... (ilk gün ya da 2. hafta)

Tek hücre ile başlayan zigot bir yandan bölünerek hücre sayısını geometrik olarak artırırken (2, 4, 8, 16.... gibi) bir yandan da rahme doğru yol almaya başlar. Zigot rahim boşluğuna döllenmeden sonraki 5-6. günde gelir ve bu sırada hücre sayısı yüzden fazladır. Hücrelerin arasında bir boşluk da oluşmuştur ve bu dönemde zigot “blastokist” olarak adlandırılır. Blastokist rahim iç zarına yapışır ve buraya yuvalanır (implantasyon).

Yuvalanma başladıktan sonra blastokistteki hücrelerin bir kısmı embriyoyu oluştururken bir kısmı da plasentayı (halk arasında bilinen adıyla eş) oluşturur. Eş zamanlı olarak, plasenta ile rahim duvarı içindeki damarlar arasında anne ile bebek arasında alışverişi ve beslenmeyi sağlayacak olan bağlantı kurulur. Gebeliğin 3. haftasında embriyo ve anne arasındaki kan bağlantısı tamamlandığından gebelik hormonu olan beta hCG düşük düzeylerde de olsa anne kanında belirlenmeye başlar.

Gebeliğin 4. haftası yani döllenmeden itibaren 2. haftanın sonunda gebeliğin ilk belirtisi......

Beklenen adet gecikir.


5-8 hafta (KALBİM ATIYOR)

Embriyoyu oluşturacak olan hücreler başlangıçta birbirine tamamen benzerken daha sonra bulundukları yere göre hücre grupları farklılaşmaya başlar. Ultrasonda henüz embriyo görünür boyutlarda değildir ama gebelik kesesi görülebilir. Bu dönemde farklılaşan hücreler organları oluşturmak üzere değişimlere başlar. Kan hücrelerinin ve damarlarının oluşumu da bu haftada başlar.

6. haftada ileride kalbi oluşturacak hücrelerde farklılaşma ile tüpe benzer bir ilkel kalp oluşur ve ilk kalp atışları başlar. Artık vajinal ultrasonografi ile bakıldığında embriyoyu ve hatta kalp atışlarını bile görebiliriz. 6. haftanın sonunda embriyo 4 mm olmuştur ve bir fasulye şeklindedir. Bebeği gebelik boyunca koruyacak olan içi su dolu amniyon kesesi de oluşmaya başlar.

7. haftada organ ve sistemlerde farklılaşmalar devam eder. Hemen hemen tüm sistemlerin taslakları belirir. Bu dönem organların gelişme dönemi (organogenez) olduğundan zararlı dış etkilere maruz kalındığında anormal gelişim ve sakatlık riski ortaya çıkar. Bu haftada dış görünümde göz ve ağız taslakları belirir. Kol ve bacak tomurcukları belirir. Belli belirsiz embriyonun ilk hareketleri bu hafta sonuna doğru ultrasonda görülebilir. Bu haftanın sonunda embriyonun baş-popo mesafesi artık 8 mm’dir.

8. haftada kulak taslakları belirir. Baş vücuda göre daha belirginleşir. Kol ve bacak tomurcuklarında parmaklar belirir. Karın duvarı gelişimini tamamlamadığından bağırsaklar vücut dışındadır. Hafta sona erdiğinde embriyo 12 mm olmuştur, ağırlığı ise 2 gramdır. Ultrasonda kalp atımları belirginleşmiştir.


9-12 hafta (İNSANA BENZİYORUM)

9. haftada organların farklılaşması giderek belirginleşir. Kemik ve kıkırdak oluşumları başlar. Kol ve bacak tomurcukları uzar. Dirsek ve diz belirlenmeye başlar. Göz ve kulak belirginleşir. Balığa benzer şekilde yanlarda olan gözler orta hatta doğru çekilir. İlk idrar üretilmeye başlar. Bu haftanın sonunda embriyo 18 mm’ye ulaşır.

10. haftada cinsiyet dıştan ayırt edilemez ama farklılaşma başlar. Bu hafta sonunda 30 mm olan embriyo giderek insan taslağına daha fazla benzemeye başlamıştır. Sinir sistemi olgunlaşmasında önemli bir adım beyin dalgaları üretilmeye başlar. Bağırsaklar karın içine çekilir. Ayak parmakları ve tırnaklar belirmeye başlar. Hareketler ultrasonda daha belirgin olarak izlenebilir. Bu hafta organogenez döneminin yani organların farklılaşma döneminin sonudur. Bundan sonra farklılaşma olmaz olgunlaşma dönemi başlar.

11. haftanın başlangıcı (ya da döllenmeden itibaren 9. haftadan itibaren artık embriyonel dönem biter ve fetal dönem başlar). Yani bu haftaya kadar embriyo olarak adlandırılan bebek bundan sonra fetus olarak adlandırılmaya başlar. Bu dönemde genital farklılaşma devam eder. Hafta bittiğinde fetus artık 50 mm olmuştur.

12. haftada fetusun yüz profili artık insan yüzüne benzer. Cinsiyet farklılaşması tamamen tamamlanmamış olmasına karşın ayırım edilebilecek düzeye gelir. Dişetlerinde süt dişlerinin yerleri belirginleşir. Bu haftaya kadar üst damak ağız içinde iki yanda iken orta hatta birleşmeye başlar. Bu döneme kadar olan problemlerde yarık damak dudak oluşabilir. Kulaklar hemen hemen oluşmuştur ama normal yerinden aşağıdadır. Ses telleri oluşumunu tamamlar. Bu dönemde organların fonksiyonları yerine oturmaya başlar. Safra salgısı, hormonların salgılanmaları, insülin salgısı az da olsa başlamıştır. Sinir sistemi olgunlaşması devam eder ve fetusta refleksler gelişir. Fetal kemiklerde kemikleşme odakları görülmeye başlar. Cilt ve tırnaklar gelişmiştir. Tek tük saç olabilir. Fetus bu haftanın sonunda 6-7 cm olur.

Bebek büyürken rahmi de büyütür ve bu haftadan itibaren rahim pelvisin üstüne çıkar yani karından basıldığında rahmi artık hissetmek mümkün olur.

 

13-16 hafta (OLGUNLAŞMAYA İLK ADIM)

13. hafta bitimi ile birlikte gebeliğin bir dönemi biter ve yeni bir dönemi başlar. Gebelik süreci 3 bölümde ya 3 trimesterde incelenir. Bu hafta sonunda 14. hafta ile birlikte 1. trimester biter ve 2. trimester başlar. Bu haftada organlar olgunlaşmalarına ve fetus büyümeye devam eder. Kulaklar normal pozisyonuna doğru hareketlenir. Bebeğin cinsiyeti de dıştan bakıldığında artık kolaylıkla saptanabilir. Bebeğin başı daha önceleri gövde ile bitişik gibi iken artık boyun belirmeye ve uzamaya başlar. Ultrason ile cinsiyeti görmek için erkendir, bazı bebeklerde özellikle erkek ise ve pozisyonu çok uygun ise görülebilir ama çoğunlukla ultrasonla bu haftada cinsiyet saptanamaz. Bu haftalarda çocuk ile anne arasında besin ve oksijen alışverişini sağlayan plasenta da artık tam anlamıyla oluşmuştur.

14. hafta ile birlikte 2. trimester başlar. İlk trimester organların oluşma ve gelişme dönemi iken, 2. trimester organların ve sistemlerin olgunlaştığı ve fonksiyonel hale geldikleri dönemdir.

Bu haftalarda bebeğin artık hayatı boyunca aynı kalacak parmak izi bile oluşmaya başlar. Bütün sistemler artık az ya da çok fonksiyon yapmaya başlarlar ancak tabii ki bu fonksiyonlar kısıtlıdır. Ultrason ile bakıldığında artık kol, bacak ve vücut hareketleri çok belirgindir. Solunum hareketleri de bu haftalarda başlar. Bu haftada fetus boyu artık 10 cm olur, ağırlığı da 25 gramdır.

15. haftada fetusta tüyler belirmeye başlar. Bu tüyler erişkin tüylerinden daha farklı, incedir ve lanugo olarak adlandırılır. Bu dönemde fetusun cildi ince ve hatta şeffaf gibidir ve cilt altı damarlar görülebilir. Bu haftada kemik ve kas dokusunun da gelişimi hızlanır. El ve ayak tırnaklarındaki uzama hızlanır. Bebek bu haftada bilinçli olmasa da refleks olarak emme hareketine başlar. Yeterince şanslı olunduğunda parmak emme hareketi ultrason ile görülebilir.

16. haftada artık göz ve kulaklar olması gereken lokalizasyona gelmişlerdir. Sistemlerin fonksiyonları daha da artar. Fetusun yuttuğu amniyon sıvısı, sıvıya dökülen hücreler ve sindirim sisteminden salgılanan salgılar bir çeşit ilkel dışkı olan mekonyumu oluşturmaya başlamıştır. Sinirlerde sinir sistemi olgunlaşmasının en önemli adımlarından biri olan myelinizasyon yani sinirlerin myelin denilen madde ile kaplanması başlar. Göz kırpma refleksi, ışık refleksi gibi refleksler belirir. Ultrason ile bebeğin cinsiyeti bu haftada çoğu zaman rahatlıkla görülür ancak bazen pozisyonla ilgili özellikle kız bebeklerde görülmeme şansızlığı da olabilir. 16. haftanın sonunda baş-popo mesafesi 12 cm’dir ve bebek 110 gram ağırlığındadır.

 

17-20 hafta (YOLU YARILADIM)

Fetus artık hızlı büyüme evresine girer, cilt altında yağ depolanmaya başlar dolayısıyla bu zamana kadar yavaş artmış ağırlık lineer olarak artmaya başlar. Cilt altı yağ dokusunun artması nedeniyle cildin şeffaf görünümü kaybolmaya başlar. Bebek hareketleri belirginleşir ve artık anne tarafından hissedilmeye başlar. Ancak, bazı anneler özellikle ilk gebeliği olanlar 20-22. haftaya kadar hareketleri algılamayabilirler. Bebeğin 20-120 dk arasında değişen uyku ve uyanıklık periyotları olur. Uykuda olmadığı sürelerde çoğu anne tarafından hissedilmeyen 10-40 arasında hareket yapar. saatte  hareketleri uyku-uyanıklık durumuna göre değişebilir.

Fetus artık ellerini açıp kapayabilir. Bu haftalarda kemiklerde sertleşme devam eder. Ciltte “verniks” denilen krem şeklinde bir madde üretilmeye başlar. Bu madde fetusun yüzeyini kaplar ve uzun süre sıvı içinde kalmanın etkilerine karşı korur, ayrıca doğum sonrası ısı değişimlerine karşı da koruyucudur. Bu haftalarda kaşlar ortaya çıkmaya başlar. Lanugo adı verilen tüyler daha çok yüz ve boyun etrafında olmak üzere tüm vücudu kaplar. Kaşlar ve saçlar iyice belirginleşir.

20 haftanın doldurulmasıyla artık yol yarılanmıştır. Bu haftaya kadar olan gebelik kayıpları “düşük” olarak adlandırılırken 20. haftadan sonra “erken doğum” olarak adlandırılır.

Bu haftaya kadar sinir sistemi haricinde tüm sistemler olgunlaşmalarını büyük ölçüde tamamlamışlardır. Ancak, sinir sisteminin olgunlaşması daha uzun süreçlidir ve hatta doğumdan sonra 5 yaşına kadar devam eder. Bu dönemde sinir sisteminin olgunlaşması da hızlanır. Göz kırpma hareketleri belirginleşir. Koku, tat, işitme, görme ve dokunma duyuları iyice aktif olmaya başlar.

Kız bebeklerde yumurtalıklarda ilkel yumurta hücrelerinin oluşumu tamamlanır. Bundan sonra yeni yumurta hücresi oluşmaz. 20. haftaya kadar oluşan 6 milyon yumurta hücresinin büyük kısmı doğuma kadar kaybolur ve doğumda 2 milyon yumurta hücresi kalır. Ergenlik dönemine girildiğinde ise 400 bin yumurta hücresi kalmıştır. Yumurta hücrelerinin tamamen tükenmesi ise ilerleyen yaşlarda menopoza neden olur.

Erkek bebeklerde ise prostat bezi gelişimini tamamlar. Testisler karın boşluğundan torbalara doğru inmeye başlar.

20 haftanın sonunda artık bebek 300 gramdan daha ağırdır.

 

21-24 hafta (SİZİ DUYUYORUM)

Bebeğin hızlı ve neredeyse geometrik oranda olan büyümesi biraz yavaşlar. Bebeğin başı vücuda göre oransal daha büyük olsa da minyatür bir insan görünümündedir.

Kalp kası daha güçlendiğinden fetusun kalbi, kanı çok daha etkili şekilde pompalamaya başlamıştır.

Bu haftalarda artık bebeğin işitme duyusu tam fonksiyoneldir. Artık sesleri duyabilir ve hatta tepki de verebilir. Gözler artık tamamen gelişmiştir ama iris denilen gözün renkli kısmında pigment (renk veren madde) olmadığından göz rengi belli olmamıştır. Dudaklar iyice belirginleşir ve hatta 4 boyutlu ultrasonda gülümseme hareketleri bile gözlenebilir. Ciltte yağ depolanması devam eder ve karakteristik olarak kırışık görünümdedir.

24. haftadan itibaren bebeğin algılarının önemli bir kısmının geliştiği ve bebeğin uyaranlara refleks değil, bilinçli cevap verdiği yönünde veriler bulunmaktadır.

Bütün organlar gelişimini tamamladığı ve olabilecek anormallikler bu zamana kadar belirginleştiği için anomali taraması amacıyla ultrason yapmak için en uygun dönem bu haftalardır.

Akciğerlerde solunum kanallarındaki dallanma artmıştır ancak “terminal alveoller” denilen kanalların en uçlarındaki oksijen alış verişini sağlayan hava kesecikleri tam gelişemediğinden bu haftada doğan bebek nefes almaya çalışır ancak bir çoğu bunu başaramaz.

20. haftadan sonra olan doğumlar erken ya da preterm doğum olarak adlandırılsa da 24 haftaya kadar doğan bebeklerin yaşama şansı hemen hemen yoktur. Ancak, 24. hafta yaşam sınırıdır ve bu haftadan sonra doğan bebeklerin yaşam şansı olabilir. Bu yaşam şansının gerçekleşebilmesi için bebek doğar doğmaz yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yaşamsal fonksiyonların çok iyi şekilde desteklenmesi gerekir. Yine de 24 haftada doğan bebekler için yaşam şansı en iyi merkezlerde bile en fazla %20’dir

24 haftanın sonunda bebek artık 630 gram olmuştur.

 

25-28 hafta (YAŞAM SINIRINI GEÇİYORUM)

24. haftadan sonraki her haftada bebeğin doğduğu zaman yaşama şansı iyi bir yaşamsal destek de verildiğinde belirgin olarak artar. Yenidoğana yoğun destek verilebilen merkezlerde 24. haftada %20’ye kadar ulaşabilen yaşama şansı 25. haftada %50 olur. 25 haftadan sonraki her gün yaklaşık %4 artarak 29 haftada %90’lara ulaşabilir.

Ancak, bu haftalarda doğan bebekler yaşatılsa da bunlarda ciddi zihinsel problemler ve spastisite gibi handikaplar olabilir. Örneğin 24. haftada doğan bebekte ciddi bir nörolojik problem olma riski %90 iken 25. haftada %75’e düşer. 26. haftadan sonra bu risk belirgin olarak düşer. Nörolojik problemden kasıt bebekte zihinsel bir problem ya da spastisite olmasıdır.

Bu haftalarda tat duyusu büyük ölçüde gelişir Ayrıca, dişler de gelişir. Cilt altı yağ dokuları olgunlaşmaya devam eder. Cilt kırışık görünümlü, kırmızı renktedir ve verniks ile kaplıdır. Bebeğin akciğerlerinde hava kesecikleri ve damar yapıları oluşmaya başlar. Akciğerler solunum yapabilme kapasitesini kazanmaya başlamıştır.

Bu dönemde bebeğin göz rengi de belirmeye başlar. Gözünü açıp kapama hareketi belirginleşir. Gözler tümüyle işler durumdadır. Kaşları ve kirpikleri oluşmuştur, saçı uzamaya devam etmektedir. Seslere ve diğer uyaranlara verdiği tepkiler de daha fazla anlam kazanır.

27. haftanın sonu 28 haftanın başı gebeliğin yeni bir döneminin 3. trimesterin başlangıcıdır.

28 haftanın sonunda baş popo mesafesi 25 cm’dir ve fetus yaklaşık 1100 gram ağırlığındadır.


29-32 hafta (HERŞEYİN FARKINDAYIM)

Bu haftalarda bağışıklık sistemi gelişmeye başlar. Bebeğinizin cildini kaplayan ve lanugo adı verilen ince tüyler artık yavaş yavaş kaybolmaya başlarken el ve ayak tırnakları yavaş yavaş uzar. Cilt hala kırmızı ve kırışıktır. Göz kapakları düzenli olarak açılıp kapanır. Kan hücresi üretimi gebeliğin erken dönemlerinde karaciğerde yapılırken bu haftalarda kan hücreleri artık erişkindeki yapım yeri olan kemik iliğinde üretilmektedir.

    Öte yandan bebek artık etrafının farkına varmaya başlar. Bu haftalardaki bebek ışık farklarının ayrımındadır.

     Erkek bebeklerde testisler torbaya iniş sürecini tamamlamak üzeredir.

     Cilt altı yağ dokusu gelişmeye devam ettikçe bebeğinizin şeffafmış izlenimi veren cilt rengi kırmızıdan pembeye doğru dönmeye başlar. Bu haftada bebeğinizin hareketleri belirgin olarak artar. Tırnaklar tamamen gelişmiş ve parmak uçlarına kadar uzamıştır.

32. haftanın sonunda fetusun baş-popo mesafesi 28 cm ağırlığı ise ortalama 1800 gramdır. 32. haftadan sonra bebeğin büyüme hızı yavaşlar ancak kilo alımı yine de hızlıdır.


33-36 hafta (HAZIRLIKLARIMI TAMAMLIYORUM)

Bebeğin akciğerleri gelişimini ve olgunlaşmasını artık hemen hemen tamamlamıştır.  Cilt altı yağ dokusu kalınlaşmaya devam eder ve yüzün kırışık görünümü artık kaybolur. Bu haftalarda doğan bebeklerin yaşam şansı artık miadında doğanlardan çok da farklı değildir.

35-36 haftadan sonra doğum sancıları başlasa da erken doğumu önleme için çok fazla çaba gerekmez. Çünkü bu haftalarda doğan bebeklerin tamamına yakını çok fazla sorun oluşmadan yaşabilir.

Bu haftalarda bebek doğum için o ana kadar aldığı pozisyonu artık korur. Bebeklerin %96’sı baş önde gelirken %3’e yakını makat pozisyonundadır. Yan geliş gibi diğer pozisyonlar nadir görülür. Bu haftalarda özellikle ilk gebeliklerde bebeğin başı doğum kanalına yerleşmeye başlar. Bebeğin kafasının yerleşmesi karnın az da olsa küçülmesi ile anlaşılabilir.

Bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı miktarı da azalmaya başlar.

36 haftanın sonunda ortalama baş-popo mesafesi 32 cm ve kilosu 2500 gramdır.


 

 

 

37-40 hafta (HAYATA MERHABA)

Artık bebeğiniz her açıdan doğuma hazırdır. Her an bebeğiniz HAYATA MERHABA diyebilir. Bu nedenle bu haftalarda doğum çantasını hazır bulundurmanız önerilir.

Bebek büyüdüğü için rahmi daha fazla doldurur, amniyon sıvısının da nispeten azalmaya başlaması nedeniyle bebek hareketleri azalmış gibi görülür ancak bu doğaldır. Yine de bebek hareketlerinin belirgin azalmış olması bebeğin sıkıntıda olduğunu göstereceğinden bu konuda dikkatli olmak gerekir.

Bebeğin yanakları ve emme kasları tamamen gelişmiştir ve bebek amniyon sıvısını daha fazla yutmaya başlar. Bu sıvı ile birlikte sindirim sisteminden, cildinden dökülen hücreler "mekonyum" adı verilen dışkıyı oluşturur. Mekonyum koyu yeşil-siyah renkli macun kıvamındadır. Normal şartlarda doğumdan sonraki ilk 24 saatte dışarı atılan mekonyum, bebek herhangi bir nedenle sıkıntıya girmişse anne karnında iken bebek kakasını yapabilir. Bu durum da bebek için akciğerlerine mekonyumun kaçması ve solunum sıkıntısı yaşaması riskini doğurur.

37 haftanın tamamlanmasından önce doğan bebekler miadında doğmuş olarak kabul edilir ancak 36 haftanın üstünde de bebeğin doğduğu zaman akciğerlerinin yeterince gelişmemiş olmasına bağlı risk yaşama şansı artık çok azalmıştır. Bu nedenle, 36 haftadan sonra doğan bebekler prematüre kabul edilmez. Elektif ya da planlı sezaryen yapılması planlanıyorsa 38 haftadan sonra (gerçekten 38 hafta olduğundan emin olunduğu taktirde) artık sakıncalı değildir.

Doğumların 20’si 38 haftadan önce olurken %75’i 38 haftadan sonra olur. Gebelik süresi 40 hafta olarak bilinse de gerçekte ancak bebeklerin %5’i tam 40. haftanın dolduğu günde doğar. Yine de büyük çoğunluk beklenen doğum tarihinin 5 gün öncesi veya 5 gün sonrasında doğar.

Gebeliklerin %5’inde 42 hafta dolmasına rağmen sancılar başlamayabilir. Bu bebekler ciddi şekilde amniyon sıvısının azalması ve buna bağlı fetal sıkıntı riski altındadır. Bu riskler 40 haftadan sonra giderek artar ve 42. haftada maksimum olur. Bu nedenle, 40 haftada hala doğmamakta inat eden bebekler yakından takip edilmeli ve 42 haftada hala doğmamışsa müdahale edilmeli ve doğurtulmalıdır.


 

İŞTE HAYAT!!!

Ve işte bebeğin anne rahminde geçirdiği yaklaşık 40 haftalık hayata hazırlık dönemi bitmiştir. O ana kadar hareketleri ile size içinizde varlığını sürekli hissettiren ve doktorunuzun size ultrason aracılığıyla indirekt olarak gösterdiği bebeğiniz canıyla kanıyla karşınızdadır ve artık sizin hayatınız içinde resmen yer almaya başlamıştır. O da artık sizin ailenizin bir parçası ve kendi başına bir bireydir. 40 hafta süren uzun bir yolculuğu bitirmiş ama hayat denen çok daha zorlu yeni bir yolculuğa başlamıştır.

Yolu ve bahtı açık olsun......

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kadınlar

 

 

Bebekler

 

BAŞAK KADIN SAĞLIĞI MERKEZİ

Uğur Mumcu cad. 17/2 Gaziosmanpaşa /ANKARA

Tel:    (312) 447 77 97- 437 41 62

         Faks:  (312) 446 35 32

Bu sitede yer alan tıbbi bilgiler Dr. İzzet ŞAHİN tarafından derlenmiş ve hazırlanmıştır.

 

UYARI

Bu sitede yer alan tıbbi bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Özel durumlarınız ve sorularınız için  e-danışma linkini kullanabilirsiniz.